Kadının Çalışma Hayatındaki Yeri

Değerli Tıp Öğrencileri,

Bir toplumun gelişmişlik düzeyi o ülkedeki kadın haklarının sağlamlığı, kadının iş hayatındaki ve toplumdaki konumuyla paralellik gösterir. Dünyada ve ülkemizde nüfusun neredeyse yarısını oluşturan kadının katılmadığı bir gelişim ve değişim söz konusu değildir. 

Kadının toplumdaki yeri asırlardır ev ile sınırlandırılmış, işlevi ev işi ve çocuk yetiştirme olarak belirlenmiştir. Yaşadığımız son yüzyılda bu konu hakkında önemli gelişmeler yaşanmıştır.Ülkemizde ise Cumhuriyet'in ilanıyla başlayan bu süreçle Türk kadınına önemli toplumsal haklar verilmiştir. Özellikle 1980lerin başında yaşanan gelişmeler ve kabul edilen bir çok bildiri bu durumun ivmesini oldukça arttırmıştır(1).

Fakat yapılan çalışmalar kadın istihdamı konusundaki ilerlemenin kalıcı olmasını sağlayamamıştır. 1989'de yüzde 36.1 olan işgücüne katılım oranının, sonraki yıllarda düşüşe geçtiği, 2000'de yüzde 26.6, 2005'te 23.3 ve 2010'da yüzde 27.6 olduğu görülüyor. 2008'den bu yana artış gösteren işgücüne katılım oranına karşın Türkiye, 2012 sonunda ulaştığı yüzde 29.5ları bulmuştur(2). Ekonomik büyüklük olarak dünyada 16.sırada bulunan ülkemizde, kadınların ekonomiye katılımı yine dünya çapında sıralandığında 134 ülke içerisinde 131. sırada yer almaktadır.

Kalıcı bir artışın sağlanamayışının en önemli nedeni olarak kadının iş hayatı dışındaki ev işleri sorumluluğu ve annelik görevi gösterilmektedir. Kadının çalışma hayatına hızla girişi, annelik rolünü değiştirmemesine rağmen, kadının ve annenin algılanışını değiştirmiştir. Çalışmaya başlayan kadın, annelik statüsü ve rolünün dışında kadın olarak yer edinmeye başlamış ve kadın statüsünün ataerkil bir toplumda önem kazanmasına yol açmıştır. Burada unutulmaması gereken şey ise anayasalarımızda da belirtildiği üzere ailenin toplumumuzun yapıtaşı olmasının yanı sıra bu sistemdeki eşitlik ortamıdır. Ev işleri ve çocuk bakımı gibi konuların aile bireyleri içindeki homojen dağılımı sağlandığında bir kadın annelik ve iş hayatı arasında bir seçim yapma gereği duymayacağıdır. Bunların yanısıra kadın haklarının bir gereği olarak bütün bunların kadının kendi öz benliğiyle alacağı kararlara bağlı olmalıdır. 

Çalışmanın kadının dünyaya bakışını katkısı tartışılmaz bir gerçektir. Böylece aile ve toplumdaki statüsü yükselecek, erkeğin arkasında değil, yanı başında, onunla eşit bir eş olarak yerini alacaktır.Kadınlar, toplumsal olarak desteklenmediklerinde ve güçsüz kaldıklarında, annelik rollerini de gereği gibi yerine getiremeyeceklerdir .Nüfusumuzun yarısını teşkil eden kadınların yasalar önündeki eşitliğinin toplumsal bakış açısına empoze edilmesi bu konuda yapılacak en güçlü adım olacaktır. 

Biz, Türk Tıp Öğrencileri Birliği olarak, toplumumuzdaki değerleri çok yüksek olan güçlü yürekleriyle her konuda ülkemize mükemmellikler katan kadınlarımıza en içten sevgilerimizi sunarız.

Türk Tıp Öğrencileri Birliği 
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Ekibi 14'-15'

1)T.C.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Türkiye'de Kadın - Haziran 2014
2)Türkiye İstatistik Kurumu - İstatistiklerle Kadın