Haberler

Pamukkale Tıp Öğrencileri Birliği'miz Dahil Edilerek Yapılan Haberler Hakkında

Kamuoyuna önemle duyurulur!

Son zamanlarda yerel basında Pamukkale Tıp Öğrencileri Birliği'miz dahil edilerek yapılan haberler nedeniyle bu duyuruyu kaleme almış bulunmaktayız. Öncelikle yapılan haberde yer alan "Rezalet" olarak takdim edilen etkinlikleri yerel birliğimizin yapmadığı bir başka öğrenci kulübü tarafından düzenlendiği haberde görsellerde yer aldığı şekilde açıktır.

Türk Tıp Öğrencileri Birliği (TurkMSIC), 1952 yılında kurulmuş; bağımsız, siyasi olmayan ve kar amacı gütmeyen Türkiye’deki tıp öğrencileri arasında oluşturulmuş en köklü kuruluştur. Ülke çapında 61 tıp fakültesinde üye yerel temsilcileri mevcut ve bu sayı artmaktadır.

Üye tıp fakülteleri ile Türkiye’deki 40.000'den fazla tıp fakültesi öğrencisinden oluşan bir ağa sahip olmakla birlikte, uluslararası çapta ise kurulduğu yıldan beri üyesi olduğu IFMSA (Uluslararası Tıp Öğrencileri Birlikleri Federasyonu) dahilinde 116 ülkede bulunan 123 Ulusal Üye Kuruluşu arasında Türkiye’yi temsil etmektedir.

Birlik, Türkiye’deki tıp fakültesi öğrencileri için ve tıp fakültesi öğrencileri tarafından yürütülen, tamamen gönüllülük esas alınarak çalışan bir organizasyondur. Birleşmiş Milletler ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından resmi olarak tanınan IFMSA’in Türkiye’deki temsilcisi konumundadır.

Bahsedilen çalışma alanları içerisinde "Bir Tıp Öğrencisiden Daha Fazlası" sloganıyla tüm çalışmalarımızı hem ulusal hemde uluslararası alanlarda sürdürmekteyiz.Bu manada en etkin çalışmalar gösteren ve 63.Ekim Genel Kurulumuza ev sahipliği yapan Pamukkale Tıp Öğrencileri Birliği'miz ev sahipliğinde büyük bir emekle gerçekleşmiştir.Ayrıca Fakülte bazında düzenlenen etkinlikler vasıtasıyla tıp öğrencilerinin kişisel ve bilimsel gelişimine yönelik çalışmaları itibar görmektedir. Pamukkale Tıp Öğrencileri Birliğimiz ile alakalı detaylı bilgilere; 

https://www.facebook.com/pages/Pamukkale-%C3%9Cniversitesi-T%C4%B1p-%C3%96%C4%9Frencileri-Birli%C4%9Fi/716405018418185?fref=ts

sayfasından ulaşabilir, kapsamlı fikir edinebilirsiniz.

Tüm yapılan bilgilendirme ve savunuculuk çalışmalarında "Hekimlik" ve insan teması birliğimizin vazgeçilmezidir. Toplumun hiçbir tabakasını ayırmaksızın sağlığın genele yayılması ve halkımızın sağlığına bugünden katma amacımız hem Pamukkale Tıp Öğrencileri Birliğimiz hemde Türk Tıp Öğrencileri Birliğimiz adına azalmadan devam edecektir. Söz konusu haberde yer alan "özendirici" olma birliğimizin temel prensiplerine uyum sağlamamakta, birliğimiz alkole karşı gençlik çalışmalarında ulusal ve uluslararası manada sürmektedir.

Pamukkale Tıp Öğrencileri Birliğimiz özelinde üniversitede ve fakültede yer alan çeşitli seçim dönemleri nedeniyle yaşanan sorunların haberlerde etkin olduğunu düşünmekteyiz. Alakası olmadığı halde itham edilerek daha sonra çeşitli tartışmalara dahil edilmeye çalışılan Pamukkale Tıp Öğrencileri Birliği'mizin her daim Türk Tıp Öğrencileri Birliği olarak arkasında olduğumuzu ve birliğimize katkılarından dolayısıyla müteşekkir olduğunu bildirmek isteriz. Türk Tıp Öğrencileri Birliği Yönetim Kurulu olarak yerel birliğimizin her türlü hukuki hakkının takipçisi olacağımızı ve varolan sıkıntıların arkadaşlarımıza yönelmesi halinde işlem başlatacağımızı tüm kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.

Türk Tıp Öğrencileri Birliği Yönetim Kurulu

1. SCORA Sempozyumu Hakkında Bilgilendirme

Değerli Gönüllülerimiz,

Bildiğiniz üzere, Çukurova Genel Kurulu'nda alınan kararlar ile vizyon genişlemesine giden SCORA için, bu alandaki en önemli adımlardan ulusal çapta düzenlenilmesi gerekliliği savunulan bilimsel-sosyal organizasyonlardır. İşte bu doğrultuda, çalışma kolu projelerimizden birisi buna ayrılmış, belirlenen hedefler için çalışmaktadır.

I.SCORA Sempozyumu konularının düzenlenmesi hususunda nihai kararımız, Kadın Sağlığı ve Kadına Karşı Şiddet temasının işlenmesi ve bu tema içimde konu olarak "Cinsel Şiddet ve Kürtaj"ın seçilmesine 10 Şubat 2015 Salı günü karar verilmiştir.

Bütün bu gelişmelere paralel olarak da açığımız ev sahipliği başvurularını Üreme Sağlığı Ulusal Ekibi olarak inceleyerek sonuçlandırmış bulunuyoruz. Gelen başvurular içinden Muğla Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği ve Celal Bayar Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği'nin ortaklaşa verdiği teklif, ekibimiz tarafından seçilmiştir. Kendilerini tebrik eder, beraber çalışmayı iple çekerken; başvuran diğer yerellerimize emekleri ve SCORA'ya verdikleri değer için teşekkür ederiz.

Sempozyumumuz, 4-5 Nisan tarihinde, Kuşadası'nda "Ephesia Beach Club (http://ephesiaholidaybeachclub.com/)" da gerçekleştirilecektir.

Bütün bu süreç ışığında, Ulusal Ekip olarak yaptığımız sponsorluk görüşmeleri neticesinde, Eczacıbaşı O.K firmasından Sempozyum için 2000TL ve yaz ayında yapılması planlanan I.SCORA Yaz Kampı için 3000TL olmak üzere 5000TL'lik nakit akışı saglanabildiği için, ev sahibi yerellerimizle yaptığımız görüşme sonucu ücretimizi 80TL'ye indirmiş bulunuyoruz. Bu hususta ekibimden emeği geçen herkese şahsım adına teşekkür ederim.

Programı ve katılım formunu ilerleyen günlerde, siz değerli gönüllülerimiz ile paylaşacağız.

Kuşadası'nda dopdolu bir bilimsel programda ve okul hayatının stresinden uzak bir akşamda görüşmek ve de gerek bu süreç gerekse sonrasında birliğimiz adına çalışmalarımıza hız kesmeden devam edebilmek dileği ile...

Üreme Sağlığı Ulusal Takımı Adına,
Ahmet Melih Erdoğan
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Yöneticisi

http://scora.turkmsic.net/duyuru/1-scora-sempozyumu-hakkinda-bilgilendirme

Kadına Yönelik Şiddet Hakkında

Değerli Tıp Öğrencileri;

Kadına yönelik şiddet, en temel insan haklarından ve temel özgürlüklerinden mahrum eden, sağlıklarını olumsuz etkileyen, sosyal ve ekonomik yaşama etkin katılmasını engelleyen ciddi bir toplumsal sorundur. Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi' nin birinci maddesinde kadınlara yönelik şiddet, "ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlamaya veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma" şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımın son yorumlarına, "kurbanı ekonomik ihtiyaçlardan yoksun bırakmak" da dahil edilebilinir.

Çağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü 1'inci sınıf öğrencisi Özgecan Aslan'a ulaşamayan ailesi, geçen çarşamba gecesi polise kayıp olduğu yönünde dilekçe vermiş; Mersin'in Tarsus İlçesi'nde 2 gündür aranan üniversite öğrencisi 20 yaşındaki Özgecan Aslan'ın, Çamalan Köyü yakınındaki dere yatağında yanmış cesedi bulunmuştur. Bunun üzerine sorgulanan zanlılar, suçlarını itiraf ederek genç kızı öldürdükten sonra benzin dökerek yakıp, Çamalan Köyü Alman Mezarlığı yakınındaki Cin deresine attıklarını itiraf etmişlerdir. Yüzüyle birlikte vücudunun bir bölümü yanan cenazenin kesin olarak Özgecan Aslan'a ait olduğunu belirlemek için aile fertlerinden alınan DNA örnekleri ile karşılaştırma yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.(1)

Türkiye’de kadına yönelik şiddet konusu 1980li yılların sonunda güçlenen kadın hareketlerinin mücadelesi ile ülke gündemine girmiştir. 1990lı yıllardan itibaren de bu konuda kurumsallaşmaya gidilmiş, Başbakanlık'a bağlı olarak Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü kurulmuş, üniversitelerde kadın araştırma merkezleri açılmış ve kadın kuruluşlarının sayıları artmıştır. Ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını belirten kadınların oranı yüzde 39’ dur. Yani her 10 kadından 4’ ü eşi ya da birlikte oldu kişi tarafından fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Her 10 kadından 1’i gebeliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Şiddet gören her 3 kadından1'i intihar girişiminde bulunmuştur.(2) 2013’ te 214 kadın ve 10 çocuğu öldürülmüş,167 kadın ve kız çocuğuna tecavüz edildi/tecavüz girişiminde bulunulmuş, 241 kadın ve kız çocuğuna şiddet uygulandı, 161 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulunulmuştur. 2014' te öldürülen kadın sayısı 287 iken 2015' in daha ilk ayında kadın cinayetlerinin sayısı 35' i bulmuştur. Yıllara göre görülen bu artış, şiddette sürekliliğin de habercisi olmaktadır. (3)

Hayata gözlerini yuman, içimizden biri olan Özgecan' ın ailesine ve yakınlarına sabır diliyor, suçluların bir an önce hak ettikleri ve emsalleri için caydırıcı olacak cezayı almalarını; kadına şiddet olaylarının artık bir son bulmasını temenni ediyoruz.

*Türk Tıp Öğrencileri Birliği Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Takımı'nın ve Hacettepe TÖB Yerel Üreme Sağlığı Direktörü Nazlı Alaoğlu'nun katkılarıyla hazırlanmıştır.

1 - http://www.cnnturk.com/haber/turkiye/universiteli-ozgecani-oldurup-yaktilar
2- http://hu-wgs.org/2014/03/kadina-yonelik-siddet-ve-kadin-cinayetleri-bil...
3- http://www.anitsayac.com/

1. SCORA Paneli Ev Sahipliği Başvuruları Açıldı

Birliğimizin Değerli Gönüllüleri,

Çukurova Genel Kurulu'nun TurkMSIC ve SCORA içinen büyük meyvesi süphesiz ki genel kurulda oy birliği ile kabul edilmiş olan "SCORA Vizyon ve Yenilik" bildirisidir. Bildiğimiz üzere SCORA'nin önümüzdeki 7 senelik vizyonu ve hareket planı onaylanarak, uzun vadeli hedefler ve yeni yapılanmalar kararlaştırılmıştır.

İşte bu meyvenin en büyük sonuçlarından biri de, bu duyurunun temelini oluşturan, büyük emekler ve çalışmalar sonucu ortaya çıkan; I. SCORA PANELİ'dir.

SCORA Ulusal Takımı olarak I. SCORA PANELİ'nin SCORA'da birçok şeyin öncüsü olduğunu gördüğümüzden ayrı bir önem ve kıymet vermekteyiz.

I. SCORA PANELİ Kürtaj, Cinsel saldırı, İnfertilite ve Tabu olarak 4 ana konudan oluşup bunların tıbbi ve hukuki süreçlerini (Tıp ve Hukuk öğrencilerinin katılabildiği) ele alan SCORA'nın yeni bir yüzü yeni bir hayalidir. Bu hususta sizleri yeni ve güncel bir SCORA'ya davet ediyoruz. 

Bizler için ve birliğimiz için önem arz eden bu organizasyonun ev sahipliğini açmaktan mutluluk duyarız. 13 Şubat 2015 saat 21.00'e kadar ilgili yerellerimiz organizasyona ev sahipliği adına, ekteki formu doldurarak başvurabilirler. Herhangi bir soru(n) esnasında bana veya NORA'mıza her zaman ulaşabilirsiniz. 

Birlik adına çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğimizi bildirirken, sizlere de kolaylıklar dileriz...

Sempozyumda görüşmek dileği ile,

SCORA Ulusal Takımı Adına,
Yasin İlhan
1.SCORA Paneli Sorumlusu

Başvuru Formu: https://yadi.sk/i/CKdTmM93eMSym

1. SCORA Paneli Ev Sahipliği Başvuruları Açıldı

Birliğimizin Değerli Gönüllüleri,

Çukurova Genel Kurulu'nun TurkMSIC ve SCORA içinen büyük meyvesi süphesiz ki genel kurulda oy birliği ile kabul edilmiş olan "SCORA Vizyon ve Yenilik" bildirisidir. Bildiğimiz üzere SCORA'nin önümüzdeki 7 senelik vizyonu ve hareket planı onaylanarak, uzun vadeli hedefler ve yeni yapılanmalar kararlaştırılmıştır.

İşte bu meyvenin en büyük sonuçlarından biri de, bu duyurunun temelini oluşturan, büyük emekler ve çalışmalar sonucu ortaya çıkan; I. SCORA PANELİ'dir.

SCORA Ulusal Takımı olarak I. SCORA PANELİ'nin SCORA'da birçok şeyin öncüsü olduğunu gördüğümüzden ayrı bir önem ve kıymet vermekteyiz.

I. SCORA PANELİ Kürtaj, Cinsel saldırı, İnfertilite ve Tabu olarak 4 ana konudan oluşup bunların tıbbi ve hukuki süreçlerini (Tıp ve Hukuk öğrencilerinin katılabildiği) ele alan SCORA'nın yeni bir yüzü yeni bir hayalidir. Bu hususta sizleri yeni ve güncel bir SCORA'ya davet ediyoruz. 

Bizler için ve birliğimiz için önem arz eden bu organizasyonun ev sahipliğini açmaktan mutluluk duyarız. 13 Şubat 2014 saat 21.00'e kadar ilgili yerellerimiz organizasyona ev sahipliği adına, ekteki formu doldurarak başvurabilirler. Herhangi bir soru(n) esnasında bana veya NORA'mıza her zaman ulaşabilirsiniz. 

Birlik adına çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğimizi bildirirken, sizlere de kolaylıklar dileriz...

Sempozyumda görüşmek dileği ile,

SCORA Ulusal Takımı Adına,
Yasin İlhan
1.SCORA Paneli Sorumlusu

Başvuru Formu: https://yadi.sk/i/CKdTmM93eMSym

Kadının Çalışma Hayatındaki Yeri

Değerli Tıp Öğrencileri,

Bir toplumun gelişmişlik düzeyi o ülkedeki kadın haklarının sağlamlığı, kadının iş hayatındaki ve toplumdaki konumuyla paralellik gösterir. Dünyada ve ülkemizde nüfusun neredeyse yarısını oluşturan kadının katılmadığı bir gelişim ve değişim söz konusu değildir. 

Kadının toplumdaki yeri asırlardır ev ile sınırlandırılmış, işlevi ev işi ve çocuk yetiştirme olarak belirlenmiştir. Yaşadığımız son yüzyılda bu konu hakkında önemli gelişmeler yaşanmıştır.Ülkemizde ise Cumhuriyet'in ilanıyla başlayan bu süreçle Türk kadınına önemli toplumsal haklar verilmiştir. Özellikle 1980lerin başında yaşanan gelişmeler ve kabul edilen bir çok bildiri bu durumun ivmesini oldukça arttırmıştır(1).

Fakat yapılan çalışmalar kadın istihdamı konusundaki ilerlemenin kalıcı olmasını sağlayamamıştır. 1989'de yüzde 36.1 olan işgücüne katılım oranının, sonraki yıllarda düşüşe geçtiği, 2000'de yüzde 26.6, 2005'te 23.3 ve 2010'da yüzde 27.6 olduğu görülüyor. 2008'den bu yana artış gösteren işgücüne katılım oranına karşın Türkiye, 2012 sonunda ulaştığı yüzde 29.5ları bulmuştur(2). Ekonomik büyüklük olarak dünyada 16.sırada bulunan ülkemizde, kadınların ekonomiye katılımı yine dünya çapında sıralandığında 134 ülke içerisinde 131. sırada yer almaktadır.

Kalıcı bir artışın sağlanamayışının en önemli nedeni olarak kadının iş hayatı dışındaki ev işleri sorumluluğu ve annelik görevi gösterilmektedir. Kadının çalışma hayatına hızla girişi, annelik rolünü değiştirmemesine rağmen, kadının ve annenin algılanışını değiştirmiştir. Çalışmaya başlayan kadın, annelik statüsü ve rolünün dışında kadın olarak yer edinmeye başlamış ve kadın statüsünün ataerkil bir toplumda önem kazanmasına yol açmıştır. Burada unutulmaması gereken şey ise anayasalarımızda da belirtildiği üzere ailenin toplumumuzun yapıtaşı olmasının yanı sıra bu sistemdeki eşitlik ortamıdır. Ev işleri ve çocuk bakımı gibi konuların aile bireyleri içindeki homojen dağılımı sağlandığında bir kadın annelik ve iş hayatı arasında bir seçim yapma gereği duymayacağıdır. Bunların yanısıra kadın haklarının bir gereği olarak bütün bunların kadının kendi öz benliğiyle alacağı kararlara bağlı olmalıdır. 

Çalışmanın kadının dünyaya bakışını katkısı tartışılmaz bir gerçektir. Böylece aile ve toplumdaki statüsü yükselecek, erkeğin arkasında değil, yanı başında, onunla eşit bir eş olarak yerini alacaktır.Kadınlar, toplumsal olarak desteklenmediklerinde ve güçsüz kaldıklarında, annelik rollerini de gereği gibi yerine getiremeyeceklerdir .Nüfusumuzun yarısını teşkil eden kadınların yasalar önündeki eşitliğinin toplumsal bakış açısına empoze edilmesi bu konuda yapılacak en güçlü adım olacaktır. 

Biz, Türk Tıp Öğrencileri Birliği olarak, toplumumuzdaki değerleri çok yüksek olan güçlü yürekleriyle her konuda ülkemize mükemmellikler katan kadınlarımıza en içten sevgilerimizi sunarız.

Türk Tıp Öğrencileri Birliği 
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Ekibi 14'-15'

1)T.C.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Türkiye'de Kadın - Haziran 2014
2)Türkiye İstatistik Kurumu - İstatistiklerle Kadın 

2. Tıp Eğitimi Sene Ortası Buluşması Düzenlendi

Tıp Eğitimi Gönüllülerinin kendilerini ifade ederek, Tıp Eğitimi konusundaki ufuklarını açan bu buluşma Gazi Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği ve Ufuk Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği işbirliği ile Ankara'da düzenlendi.
 
Tıp Eğitimi Ailesine yeni katılan gönüllülerimiz için işin en temelinden, savunduğu değer olan Tıp Eğitimi Çalışma Kolu her yönüyle tanıtıldı. Neler yaptığımız, neden yaptığımız, hangi seviyede olduğumuz, hangi seviyede olmamız gerektiğine kadar birçok konuda tartışmalar yapıldı. Yarıyıl toplantısı aynı zamanda Ulusal Tıp Eğitimi Takımı ile Yerel Tıp Eğitimi Direktörlerinin ve gönüllülerinin buluşma noktası oldu. Bu buluşma bize Tıp Eğitimi konusunda birçok bilgi yeni bilgiler katıp ve Tıp Eğitimi'ne karşı ufkumuzu genişletti.
 
Dış katılımcılar olarak Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Emin Tekeli, UTEAK ve TEPDAD Başkanı Sayın İskender SAYEK ve Gazi Üniversitesi Tıp Eğitimi ABD'den Sayın Doç. Dr. Özlem ÇOŞKUN toplantımızı şereflendirdi. Özlem Hocamız Tıp Eğitimi Ana Bilimdalı'nda kariyer ve işleyişi anlattı ve ardından soruları yanıtladı. İskender Hocamız Akreditasyon hakkında kapsamlı bir sunum yaparak Akreditasyon'a her yönüyle hakim olabilmemizi sağladı ve ardından Akreditasyon sorularını yanıtladı. Her iki sunumda da Tıp Eğitimi Çalışma Kolu Üyeleri olarak Öğrencilerin bu alanlarda nasıl aktif olabileceği konuşuldu , tartışıldı. Saygıdeğer hocalarımıza teşrifleri için teşekkür ederiz.
 
Tıp Eğitimi Çalışma Kolu'nun KÇG leri tanıtıldı ve "Tıp Eğitimi Sözlüğü" tüm katılımcılara dağıtıldı. KÇG Koordinatörlerimize teşekkür ediyoruz.
 
Savunculuk ve Liderlik Eğitimleri ile bir Tıp Eğitimi Gönüllüsü'nde bulunması gereken en önemli iki özellik tüm katılımcılara eğitim verilerek aktarıldı. Eğitim Direktörümüz Orkun Kılıç ve eğitmenlerimiz Berkalp Berker, İzel Alican, Aylin Çetinkaya'ya teşekkür ederiz.
 
Tıp Eğitimi Çalışma Kolu'nun İç Tüzüğü revize edildi ve Tıp Eğitimi Çalıştayları için konu önerileri alındı. TEÇ konu önerileri alındıktan sonra çıkan öneriler kapsamlı bir şekilde eleştirilip oylanılarak, en çok ilgi gören konular belirlendi. Çalışmaları, azmi ve gayreti için TEÇ Koordinatörü sevgili Feyzi Yunus Arslan'a teşekkür ederiz.
 
Tıp Eğitimi Çalışma Kolu'na başka bakış açısı kazandırması açısından önemli olan diğer Çalışma Kollarından olan katılımcılarımıza görüş, önerileri ve geri bildirimleri için teşekkür ederiz. Tıp Eğitimi Çalışma Kolu hepimizin Çalışma Kolu'dur.
 
OC Başkanları sevgili Cemre Çelebi ve sevgili Yiğit Yıldız'a bu güzel organizasyon için teşekkür ediyoruz.
 
Bu buluşmayı planlayıp, oluşturan ve gerçekleştiren Tıp Eğitimi Ulusal Direktörü Enes AKDAN, Ulusal Tıp Eğitimi Takımı; Büşra Öner, Fatma Betül Özen, Ömer Gürlek, Bora Ünal, Tuncel Uzel'e teşekkür ediyoruz.
 
Tıp Eğitimi Çalışma Kolu'nu anlamanın yolu, onu tanımaktan geçer. Bizi daha yakından tanıdığınızı ve bizi artık daha iyi anladığınızı düşünüyoruz.
Eğitim Şart, Tıp Eğitimi ile kalın.

Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürü ile Mücadele Ağı Toplantısı'na Katılım Gösterildi

Değerli Tıp Fakültesi Öğrencileri,
5 Aralık 2014 günü düzenlenen 'Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürü ile Mücadele Ağı (ÇTÇS Mücadele Ağı)' toplantısına Türk Tıp Öğrencileri Birliği'ni temsilen katılmış bulunmaktayız.  

Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürü ile Mücadele Ağı, Türkiye de çocuk satışı, çocuk fuhuşu, pornografisi ve çocuğa yönelik her türlü ticari cinsel sömürünün ortadan kaldırılmasını sağlamaya yönelik çalışmalarda bulunmak üzere kurulmuş sivil toplum kuruluşları ağıdır . Ağ bünyesinde ayrıca Çocuk ve Gençlik katılımını sağlamak üzere ÇTCS ile Mücadele Gençlik Ağı oluşturulmuştur. Türkiye Ağı, Uluslarası ECPAT (End Child Prostitution, Child Pornography and Trafficking of Children for Sexual Purposes– Çocuk Fuhuşu, Çocuk Pornografisi ve Cinsel Amaçlı Çocuk Ticaretine Son) tarafından desteklenmektedir.

Toplantı ağ koordinatörü Av. Şahin Antakyalıoğlu başkanlığında yürütüldü. ÇTÇS hakkında verdiği kısa bilgilerden sonra bu sene kurmaya başladıkları yeni yapılandırmadan ve yeni eğitim kollarından bahsetmeye başladı. Akran eğitimi programlarına ve il içi eğitim programlarına ağırlık vereceklerini açıkladı. Cinsel sömürü ve türleri konusunda hukuki ve sosyal boyutlara eğilinmesi gerektiğini, bu konu hakkında eğitim düzenlenmesi gerektiği tartışıldı. 

Sosyal Hizmetler' den gelen görevlilerin projesi açıklandı. Projeye göre öncelikle üniversite çağındaki yetişkinlerin yani bizlerin eğitilmesi gerektiği, ardından çocuklara onların anlayabileceği dilde(oyunlar, şarkılar, tiyatrolar vb) eğitim verilmesi gerektiği vurgulandı. Özellikle dezavantajlı bölgelerde veya pilot bölge seçilerek okul üzerinden ve yaş gruplarına göre eğitim verilebileceği kararına varıldı. Bunun için 'online cinsel sömürü', ''cinsel amaçlı çocuk ticareti', 'cinsel amaçlı turizm' ve 'eğitici grupları' başlıklı dört ana alt çalışma grubu belirlendi. Bu 4 ana çalışma grubuyla ve il koordinatörleriyle ilgilenecek 4 yardımcı Türkiye koordinatörü, 3 örgütlenme sorumlusu ve 4 denetçi açık oylama sistemi ile seçildi. 

Sözü tekrar alan Av. Şahin Antakyalıoğlu 'Her 5 çocuktan biri cinsel şiddete maruz kalıyor. Çocuklar bunun farkında değil, duygusal sömürüden kaçamıyorlar. Ayrıca ailelerinden de böyle görüyorlar. Evliliği evde gördüğü gibi düşünüyor, erken evleniyor, şiddet görüyor ve ses çıkarmıyor. Onları bilgilendirmek gerek. ALO 183 hattı, 444 43 06 numaralı telefondan ulaşılabilecek Gelincik Hattı, merkez amirlikleri gibi yerlere çevremizde gördüğümüz sömürü olaylarını şikayet edebiliriz' diyerek toplantıyı bitirdi. 

Toplantı bittikten sonra birliğimiz adına Ağ Koordinatörü Av. Şahin Antakyalıoğlu ile ağa kanalize olma sürecimiz, kısa/uzun vadede hedefler, il temsilcilikleri ve ağ ile birliğimiz arasındaki kişilerden bağımsız organik iletişim kanalları konuları hakkında görüşmelerde bulunuldu.

Ahmet Melih Erdoğan
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Yöneticisi

Bengisu Bulucu
Ufuk Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği Üreme Sağlığı Yerel Direktörü

                            

Doğum Kontrol Yöntemleri Üzerine

Değerli Tıp Öğrencileri,

Kadın yaratılışın ve yaratıcılığın yüzyıllar boyunca sembolü olmuştur. Gelişen, değişen ve yükselen toplumların daimi öncülüğünde kadınlar yer almıştır, sosyal ve iş hayatında özellikle gelişen ve gelişmekte olan toplumlarda önemli bir unsurdur. Günümüzde uluslararası ilişkilerde, iş hayatında kilit noktalarda kadınlar yer almakta ve önemli başarılara imza atmaktadır. Sosyal hayatın şekillenmesinde ve günümüz modern hayat standartlarının mimarisinde başrolde kadınlar vardır. Tüm bu koşullar içinde gelişen ve ilerleyen ülkemizde kadının sadece doğum yapan bir madde olması kabul edilemez bir düşüncedir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün hesaplarına göre, dünyada her yıl, 210 milyon civarında gebelik meydana gelmekte, bunların yaklaşık 1/3’ü istenmeden oluşmaktadır. Dünyada meydana gelen gebeliklerin 46 milyonu isteyerek düşükle sonlanmaktadır. Yasaklamalar nedeni ile düşüklerin 19 milyonu güvenli olmayan koşullarda gerçekleşmektedir.(1) Kadın gerek günümüz koşullarının getirdiği standartlar gerekse de kendi bedenin söz sahibi kendi olması dolayısıyla doğurganlığına sadece kendi karar verebilir. Bu koşullar içinde doğum kontrol yöntemleri önemli bir unsurdur.
Ekonomik anlamda da doğurganlık oranı önem arzeder. İşsizliğin nedenleri ülkeden ülkeye farklılık göstermekle beraber doğurganlığa bağlı olarak ortaya çıkan hızlı nüfus artışı, kırdan kente göç, istihdamdaki yetersiz artış, işgücünün eğitim seviyesindeki düşüklük, yaşanan ekonomik krizler Türkiye için öne çıkanlardandır. Doğurganlığı belirleyen sosyoekonomik faktörlerden kadınların işgücüne katılım oranı, gelir düzeyi, kentleşme, göç, sanayileşme ve özellikle eğitim düzeyinin doğurganlık ve nüfus artışı kanalıyla işsizliğe etkilerinin gerçekçi olarak belirlenmesi Türkiye açısından önem arz etmektedir. Söz konusu faktörler arasında gerek diğer faktörlere etkisi gerekse direkt olarak doğurganlığı ve nüfus artışını etkilemesi açısından eğitim en önemli faktör olarak göze çarpmaktadır(2). Bu bağlamda doğum kontrol yöntemleriyle belirlenen doğurganlık oranı hem kadının toplumdaki yeri ve önemini, hem de ülkenin ekonomi düzeyi, gelişmişliği ve eğitim düzeyini gözler önüne serer.

Biz Türk Tıp Öğrencileri Birliği Gönüllüleri olarak, "Doğum Kontrol Yöntemleri"nin bir hak olduğunun farkındayız. Öte yandan sadece tıbbi gerekçelere dayanarak uygulanabildiği gerçeğinin yani sıra, aynı zamanda sosyal ve ekonomik nedenlere dayanarak da yapılabilen bir girişim olduğunun, gerek resmi organlar gerekse de diğer sivil toplum kuruluşları tarafından unutulmaması gerektiğini hatırlatırız.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Türk Tıp Öğrencileri Birliği
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Ekibi 2014-2015

1) TJOD Kürtaj Raporu
2) Türkiye’de Eğitim, Doğurganlık ve İşsizlik İlişkisinin Analizi(Haşim AKÇA,Mehmet ELA)

Aile planlaması; istedikleri zaman istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları için ailelere verilen hizmetlerin tamamıdır. Aile planlaması ailelerdeki çocuk sayısını sınırlandırma anlamına gelmez. Aile planlamasının amacı; anne ve doğacak çocukların sağlıklı olması ve gebeliğin, çocuk sahibi olmak istendiği zaman oluşmasıdır.
Doğum kontrol yöntemleri; geçici ya da kalıcı olarak kadınların gebe kalmasını önlemek, gebelik olasılığını azaltmak ya da istedikleri zaman çocuk sahibi olmalarına imkan veren çeşitli yöntemlerin tümüne birden verilen addır.