Haberler

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Destekçimiz Oldu!

Türk Tıp Öğrencileri Birliği ülkemizde okuyan tüm tıp fakültesi öğrencilerini temsil eden ve onların gelişimini sağlamaya çalışan köklü bir kuruluştur. Yıllardır tıp fakültesi öğrencilerinin bilimsel ve sosyal alanlardaki çalışmalarına fırsat sağlayan birlik, bu yıl Dünyanın En Büyük Tıp Öğrenci Buluşması olan IFMSA Genel Kurulu toplantısına ülkemizde ev sahipliği yapmamızı sağlamıştır.

Birliğin çalışmalarını tanıtmak ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin desteklerini almak üzere düzenlenen toplantıya Türk Tıp Öğrencileri Birliği Dış İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Tuğba Akçaoğlu, Türk Tıp Öğrencileri Birliği İç İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Mihriban Aksoy ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği Başkanı Erşan Günenç katılarak çalışmalarını Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Fatma Şahin ile paylaşarak destek sözü aldılar.

http://www.milliyet.com.tr/turk-tip-ogrencileri-birligi-nden-sahin-gazia...

Her Yönüyle Diyabet Etkinliği

15 KASIM 2014 "HER YÖNÜYLE DİYABET" ETKİNLİĞİ

Türk Tıp Öğrencileri Birliği Fırat, Gaziantep ve Zirve Üniversiteleri yerel birlikleri olarak Halk Sağlığı Çalışma Kolu gönüllüleriyle Gaziantep'in İbrahimli köyünde diyabet taraması yaptık.

Ülkemizde her 100 kişiden 14’ünde görülen ve erişkin yaş grubunda kısmi görme kaybı ve körlüğün temel nedeni olan diyabet aynı zamanda bireyde böbrek hastalıkları, kalp krizi ve felç gibi maddi açıdan çok zorlayıcı manevi açıdan da yıpratıcı komplikasyonlara neden olabileceği için halk sağlığı gönüllüleri olarak bu konuda farkındalık yaratmak ve gerekli önlemleri almaları adına bu etkinliği düzenledik.
Etkinlik öncesi Fırat, Gaziantep ve Zirve Üniversiteleri’nde endokrinoloji bölümünden şeker ölçümü ve diyabet hakkında gerekli eğitimleri aldık. Böylece etkinliğe katılacak halk sağlığı çalışma kolu gönüllüleri hem diyabet hakkında ayrıntılı bilgi aldı hem de şeker ölçümü konusunda pratik yapmış oldu.
60 halk sağlığı gönüllüsü tıp öğrencisinin katılımıyla köy halkının şekerini ölçerek aynı zamanda diyabet hakkında bilgilendirme ve anket çalışması yaptık. Köy camisinden yapılan anonsla başlayan etkinliğimiz, anonsu duyan köy halkının da katılımıyla çok verimli bir hal aldı. Gruplara bölünen arkadaşlarımız herkesle tek tek ilgilenerek kan şekerini ölçtü. Aldıkları sonuçlara göre önerilerde bulundu ve birebir bilgilendirme yaptı. Yaptığımız anketler sonucunda köyde yaşayanların %10'u diyabet risk grubunda çıktı. Bu gruptaki kişilere hastaneye başvurmalarını ve mutlaka takipte kalmalarını söyledik ve bu konuda sözlerini aldık. En yakın zamanda da tekrar bir ziyarette bulunup etkinliğimizin verimliliğini ölçmek adına kaç kişiye bu konuda gerçekten faydalı olabildiğimizi test edeceğiz.
Misafirperver köy halkı da bize her konuda yardım etti ve etkinlik sonunda bu çalışmamız için teşekkürlerini iletti. Hem tıp öğrencileri bu motive edici çalışma ve araştırmada bulunmaktan hem de köy halkı gördüğü ilgi ve sevgiden çok mutlu olarak etkinlikten ayrıldı.

Gaziantep’ten sevgilerle,
Gaziantep Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği Halk Sağlığı Yerel Direktörü Deniz Demir

http://www.telgraf.net/seker-avcilari--haberi-32811.html

Ankara Yerelleri İnsan Hakları Etkinliğinde Buluştu!

Gazi, Ankara, Hacettepe, Başkent ve Yıldırım Beyazıt Tıp Öğrencileri Birliği üyeleri 13 Aralık 2014 tarihinde 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne dikkat çekmek için Sakarya Caddesi - Ankara’da bir araya geldi.

Broşür ve anketlerle insanların birebir bilgilendirildiği bu güzel etkinlik yaklaşık 5 saat boyunca devam etti. Çarkıfelek oyunu ile insanların hakları hakkında ne kadar bilgili olduğu sorgulandı ve eksikleri tamamlandı.

İnsanlık topluluğunun bütün üyelerinde bulunan onurun; eşit ve başkasına aktarılamaz hakların tanınması, dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğu için haklarına sahip çık! 
‪#‎benimicinhak‬

3 Aralık Dünya Engelliler Günü Bildirisi

TÜRK TIP ÖĞRENCİLERİ BİRLİĞİ'NDEN KAMUOYUNA DUYURU

 

Dünya üzerinde bir milyardan fazla insan hayatını çeşitli nedenlerden dolayı engelli olarak devam ettirmektedir. Ülkemizde nüfusun %12.29’u engelli bireylerden oluşmaktadır. Bunların 216 bini görme, 156 bini işitme, 37 bini dil ve konuşma, 321 bini ortopedik, 482 bini zihinsel, 176 bini ruhsal ve duyusal yönden engelli iken 808 bini süreğen hastalık sahibi vatandaşımızdır.  Sayıca bu denli fazla olan bu kesim göz ardı edilmeye devam etmektedir.

Toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunların başında fiziksel çevre, ulaşım ve konutlar gelmektedir. Kurumların bulduğu çözümler yetersiz kalmakla beraber vatandaşların duyarsızlığı ve hoşgörüsüzlüğü nedeniyle bu çözümler de boşa gitmektedir. Yaşanılan konutlardan tüm kamusal yaşam alanlarına ve ulaşım araçlarına kadar tüm çevresel unsurların engellilerin özellikleri ve gereksinimleri dikkate alınarak tasarlanmadığı bir gerçektir. Yollar, kaldırımlar, kamu binaları, parklar ve bahçeler, okullar, konutlar, ulaşım araçları ve bunun gibi birçok fiziksel çevre unsuru engelli bireylerin topluma katılmasının önünde ciddi birer engel oluşturmaktadır. Oysa bütün bunlar, engellilerin topluma katılmasını, toplumla bütünleşmesini kolaylaştıracak biçimde tasarlanabilir ve geliştirilebilir.

Hayatın her alanında göz ardı edilen engelli bireylerimizin maalesef ki sağlık alanında da sorunları süregelmektedir. İçinde bulundukları durumdan ötürü sürekli sağlık sistemi ile bağlantı halinde olan bu kişiler kaçınılmaz olarak bu sorunlarla sıkça karşılaşmaktadırlar. Bu kişilerin sağlık sistemi ile ilgili sorunlarının bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz.

  1. Hastane içerisinde yollarını bulma
  2. Randevu sistemleri
  3. Hastane içindeki dar kapılar, merdivenler, yüksek muayene yatakları
  4. İhtiyaç duydukları tıbbi cihazların zamanında ve gerektiği gibi temin edilememesi
  5. Hastanelerde işaret dili tercümanları bulunmaması, bu nedenle hastane personeli ile yaşanan iletişim sıkıntıları
  6. Hastane asansörlerinin görme engelliler için sesli ve kabartmalı olmaması, hastane içinde görme engelliler için kabartmalı takip çizgilerinin ve kabartma yazılı uyarıların bulunmaması
  7. Çoğu hastanede engelli tuvaletinin bulunmaması
  8. İlaç kutularının görme engelliler için kabartmalı yapılmaması
  9. Bürokratik işlemlerin üniversite, devlet hastanesi gibi resmi hastanelerde farklı katlarda, hatta farklı binalarda olması yüzünden engellilerin tek başına hastaneye gelememesi, mutlaka bir yardımcıya ihtiyaç duyması ve çoğu zaman hastanede bunu yapacak personelin bulunmaması

 

Bu konuların dikkate alınmaması geleceğin hekimleri olan biz tıp öğrencilerini kaygılandırmaktadır. Bu bireylerin engellerinden ziyade bizlerin bu konuda olan tutumu ve bu konuda bulduğumuz çözümler daha önemlidir. Başta yetkili kurumlar olmak üzere tüm kamuoyunu bu konuda düşünmeye ve çözümler üretmeye davet etmekteyiz.

 

Türk Tıp Öğrencileri Birliği

İstanbul ve Ankara 1 Aralık Dünya AIDS Günü Etkinlikleri

İstanbul ve Ankara 1 Aralık Dünya AIDS Günü Etkinlikleri

 

ANKARA BÖLGESİ

Ankara Kızılay Sakarya Caddesi'nde Ankara'daki yerel birliklerin katılımıyla 1 Aralık Genç İnsiyatifi içindeki ortaklarımız ile beraber düzenlemiş olduğumuz 1 Aralık Dünya AIDS günü etkinliğimiz ciddi bir kitleye ulaşarak hedeflendiği şekilde tamamlandı. 

10.00'da Üreme Sağlığı Direktörümüz Ahmet Melih Erdoğan'ın yaptığı katılımcıları bilgilendirme konuşmasıyla başlayan etkinlik Sakarya Caddesi üzerindeki 2 farklı stand üzerinden devam etti. 120'den fazla katılımcının gün içindeki farklı saatlerde bulunduğu çalışmada sözel bilgilendirmenin yanı sıra broşür ve kondom dağıtımı da oldu. Saat 13:00'te TOG Vakfı'yla ortaklaşa bir basın bildirisi yapıldı. Bildiriden sonra katılımcılarımız cadde üzerinde bilgilendirme yapmaya devam ettiler. 

Yoğun ilgi sonucu tüm materyalimizi verimli şekilde tükettiğimiz etkinlik saat 15:30'da sonra erdi. 

Ankara, Başkent, Gazi, Hacettepe, Ufuk, Yıldırım Beyazıt, TOBB ETÜ Tıp Öğrencileri Birlikleri’nin Yerel Üreme Sağlığı Direktörlerine süreçteki yardımlarından dolayı minnetlerimizi sunuyor; katılım gösteren tüm gönüllülerimize de teşekkür ediyoruz.

 

İSTANBUL BÖLGESİ

Beşiktaş Belediyesi Kent Konseyi ile koordine olarak yürütülen etkinliğimiz İstanbul Bölgesi Yerel Birlikleri'nine bağlı fakültelerindeki 150'den fazla üyemizin yağmurlu havaya rağmen katılımıyla saat 14:00'te Beşiktaş Belediyesi Kent Konseyi Genel Sekreteri Anıl Cansızoğlu'nun tanıtımıyla başlayan etkinlik İç İlişkiler Takımı İstanbul Bölge Koordinatörü Emre Doğan'ın yapmış olduğu basın açıklamasıyla devam etti.

Basın açıklaması sonrası bazı üyelerimiz Beşiktaş Kartal Heykeli etrafında açılmış 4 istasyon şeklindeki standlarda bilgi verirken bazı üyelerimiz ise çevre sokaklara ve dükkanlara dağılarak bilinçlendirme çalışmalarının daha geniş bir alana yayılmasını sağladı.

Halkın ve esnafin yoğun ilgisi ile süren etkinliğimiz 17:00'a doğru sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Beşiktaş Belediyesi Kent Konseyi sorumluları etkinlikten ve öğrencilerin özverilerinden çok memnun kaldıklarını belirttiler.

Etkinliğe katılan Acıbadem, Bezmialem, Cerrahpaşa, Maltepe, Marmara, Medipol, Koç, İstanbul, İstanbul Bilim Tıp Öğrenci Birlikleri’nin Yerel Üreme Sağlığı Direktörlerine süreçteki yardımlarından dolayı minnetlerimizi sunuyor; katılım gösteren tüm gönüllülerimize de teşekkür ediyoruz. 

 

Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Ekibi ‘14 – ‘15

 

Korkma Yaşa (HIV/AIDS)

Değerli Tıp Öğrencileri,

1 Aralık Dünya AIDS Günü'nde, sizlerin dikkatini vücuda girdikten sonra bağışıklık sistemini etkileyen İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü (HIV) ve bunun sonucu oluşan Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu (AIDS)'na çekmek istiyoruz. 

Dünya AIDS Günü, HIV/AIDS ve neden olduğu problemler hakkında bilinç oluşturmayı amaçlayan geleneksel ve uluslararası bir gündür. HIV, bulaşan virüse verilen isim olup, kan yolu, cinsel temas ve anneden bebeğe olmak üzere 3 farklı şekilde geçiş gösterir. HIV, öpüşmek, sarılmak, sosyal ortamda bulunmak, ele ele tutuşmak, aynı çatal kaşığı kullanmak ve sivrisinek ısırması ile bulaşmaz. AIDS ise, HIV'in ileri dönem evresidir. Gereken ilaçlar alındığı takdirde AIDS evresine gelmeden ilerleme durdurulabilir. Öte yandan yine gerekli ilaçlar alındığı takdirde ve anne enfekte olmuş ise emzirmekten kaçındığı takdirde, HIV (+) bireylerin, HIV ile enfekte olmayan bebekleri olabilmektedir.

HIV (+) birey, HIV statüsünü enfeksiyon doktorundan başka kimseyle paylaşmak zorunda değildir ve tedavisi devlet tarafından karşılanır. HIV durumuyla ilgilenen hekim onun statüsünü tıbbi gerekçeler dışında bir başka meslektaşına açıklayamaz. 

Bizler Türk Tıp Öğrencileri Birliği olarak, halkımızı ülkemizde ve dünyada önemli tabulardan birisi olan bu konu ile ilgili duyarlı olmaya davet ediyoruz. Çünkü toplumlar çeşitli nedenlerden dolayı HIV(+) bireylere karşı ön yargı-damgalama-ayrımcılık göstermektedir. Lakin HIV, dünyada bulunan sayısız virüsten birisi olduğu gibi, HIV ile enfekte bireylere gösterilen bu tutumlar, HIV ile savaşta, bilinçlendirme ve bilgilendirme çalışmalarında zarar vermektedir.
İzleyeceğiniz video, Gaziantep Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği - Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Yerel Yöneticisi Hüseyin SAĞLAM öncülüğünde çekilmiş olup, gerek kendisine gerek de Gaziantep Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği'ne ve ortakları TOGantep'e teşekkür ederiz

Ahmet Melih ERDOĞAN

Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Yöneticisi

Çocuk Korumada Siyasetçilerin Önderliği

Değerli Tıp Fakültesi Öğrencileri,

27 Kasım 2014 günü düzenlenen “Çocuk Korumada Siyasetçilerin Önderliği” (Avrupa Konseyi Beşte Bir Kampanyası) Paneline, Türk Tıp Öğrencileri Birliği’ni temsilen katılmış bulunmaktayız.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Çiğdem ERDOĞAN ATABEK’in açılış konuşması ile başlayan panelde, TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Türkan DAĞOĞLU şu sözler ile devam etti:
“Çocuk istismarı zenginin ya da fakirin sorunu değildir, istismar sosyoekonomik düzeye göre değişiklik göstermiyor, her kademede var. Çarpıcı olan kısım ise istismara maruz kalan çocuklar bunu %85 oranda yakın çevresinden görüyorlar.”

Ardından, Hollanda Kraliyeti Büyükelçisi Ron KELLER, istismara maruz kalan çocuklar komşu evlerde ya da komşu mahallelerde ya da komşu ülkenizde olmasının fark etmeyeceğini belirterek, Çocuk istismarının dünya sorunu olduğunu ve bu sorunla ilgilenmek için büyük bir tutku gerektiğini ve çocukların kendilerini koruyamayacak durumda olduklarından dolayı bu sorumluluğun bizlere ait olduğu ifade etti.

AKPM Türkiye Delegasyonu Başkanı Reha DENEMEÇ’ten sonra söz alan, Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC) Başkanı Prof. Dr. Tomris TÜRMEN, katılımcıları bilgilendirirken şu önemli sözleri kullandı:
“Maalesef ki bizim bugün değineceğimiz konu gizli, karanlık ve fısıldaştığımız bir konu. Unutmayalım ki cinsel suçların %40’ı çocuklara karşı işleniyor. Çocuklar kendi yakınlarına güveniyor, bunu yapanlar dışardan hiç tanımadıkları insanlar değil. Çocuk gelinler de cinsel istismardır.”

Ardından, UNICEF Çocuk Koruma Bölüm Séverine JACOMY-VITE, Adalet Bakanlığı Tetkik Hâkimi Hüseyin Serkan YILDIZ ve Uluslararası Çocuk Merkezi ‘nden Adem ARKADAŞ-THIBERT konuşmalarını yaptılar.

Daha sonrasında ise Milletvekilleri Fatoş GÜRKAN, Ayşe Eser DANIŞOĞLU, Ruhsar DEMİREL ve Sebahat TUNCEL sırası ile söz aldılar. Milletvekilleri yaptıkları farklı konuşmalarda Suriyeli kayıt dışı çocuklara ve Avrupa’daki Türk çocuklarına vurgu yaptılar. Aynı zamanda bu farklı konuşmaların içinde:
“Konuşulmayan, konuşulamayan bir konuya hayır demeyi öğretmekten bahsediyorsunuz. Eğer suçlunun ceza çekmesini ve tedavi edilmesini istiyorsanız 76 milyonu tedavi etmelisiniz ki sessiz kalarak suça ortak olmasınlar. Yaşananlar hep aile içinde kalıyor, gün yüzüne çıkmıyor.
Çocuk cezaevleri gibi bir sorunumuz var, burada ciddi istismar problemleri yaşanıyor.
Biz çocuk hakları sözleşmesini imzalıyoruz başka sözleşmelere dahil oluyoruz ama bazı maddelere çekince koyuyoruz. Bu kabul edilebilir değil. Mesele sadece yasa yapmak değil, yasalarımız gerçekten çok iyi ama sorunlar devam ettiğine göre demek ki başka şeyler yapmamız lazım. Kadın bedeni üzerinden yapılan bir savaş var, Suriye’den gelenlerin büyük çoğunluğu kadın ve çocuk. Bu insanların sadece barınma ve beslenme sorunu yok, istismar sorunu da var. Ayrıca eşcinsel çocuklarımız da var, onların araştırması yapılmıyor, aileler kabul etmiyor…” sözleri ile konuya değindiler.

Panel bittikten sonra, birliğimiz adına TBMM Çocuk Hakları İzleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Türkan DAĞOĞLU ve Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC) Başkanı Prof. Dr. Tomris TÜRMEN ile görüşmelerde bulunuldu.

Ahmet Melih ERDOĞAN
Üreme Sağlığı Çalışma Kolu Ulusal Yöneticisi

Cem GÖKHAN
Dış İlişkiler Takımı – Birleşmiş Milletler Ofisleri Sorumlusu

Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı (TuBaKa V)'in Ardından

Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı (TuBaKa), Ankara Üniversitesi Tıp Öğrencileri Birliği ev sahipliğinde 16-17 Kasım 2014 tarihlerinde gerçekleşti. Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı’na 49 tıp fakültesinden 105 öğrenci katılım gösterdi.

Açılışına Anıtkabir’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda resmi bir törenle başlanan Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı, ‘birlik gönüllülerini bir adım daha ileri taşımak, yerel birliklerimizin gelişimine katkı sağlamak, sene içinde birliğin ilerleyeceği yolu çizmek ve paylaşmak’ hedefleriyle ilerledi. Toplantı programına birliğin genel işleyişi hakkında oluşturulan oturumlarla devam edildi. İç İlişkiler Takımı’nın koordine etmesiyle ilerleyen ‘Bölge Oturumları’ gerçekleştirildi, devamında Değişim Sınavı hazırlık sürecine dair bilgilendirme ve fikir paylaşımları yapıldı. Sosyal medya ve Reform süreçleri de Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı kapsamında görüşüldü.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Şehsuvar Ertürk’ün katılımıyla zenginleşen toplantı kapsamında, Prof.Dr.Şehsuvar Ertürk ‘Hekim olmak’ ve ‘Liderlik’ üzerine katılımcılarla keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

İki gün süren Türk Tıp Öğrencileri Birliği Başkanlar Kampı, Türk Tıp Öğrencileri Birliği Yöneticilerine ve Yerel Birliklerimize dönemin en başından hazır, planlı ve koordine olarak hareket etme ve çalışmalara daha etkili devam etme olanağı sunmuş oldu.

Yeni Çalışma Dönemimizi Anıtkabir'de Açtık

Yeni Çalışma Dönemimizi Anıtkabir'de Açtık

15 Kasım 2014 Cumartesi günü tüm yerel birlik başkanları, yürütme kuruluyla beraber Anıtkabir'de toplandı. Ata'nın manevi huzuruna çıkılması ve mozolesine çelenk konulmasının ardından Türk Tıp Öğrencileri Birliği Genel Başkanı Murat Aksoy, konuşma yaptı. 

Bu Utanç Tüm Dünyaya Yeter

Bu utanç tüm dünyaya yeter!

Çağımızın en büyük sorunlarından biri haline gelen insan hakları ihlallerinden birine, Ortaçağ'da insalığın maruz kaldığı uygulamalara, işkencelere, hak ve hürriyet tacizlerine, yasaklara bizzat dünyanın en büyük devletlerinden birisinin eliyle maruz bırakılan Uygur Türkleri, sadece doğuştan sahip oldukları, insan hak ve hürriyetlerini 'talep' ettikleri için soykırım ve asimilasyon tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Ayrıca sıkça ülkeden kaçan kişilerin sığınma talepleri ve geri iadeleri gündeme gelmektedir. Peki nedir Uygur Türklerinin istedikleri ve tüm dünyanın umursamadığı, katliamlarla ve polis şiddetiyle cevaplanan o istekler?

''Doğu Türkistanlı Uygurların Çin'den talepleri öncelikle Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde çerçevesi belirlenmiş ve imza altına alınmış olan uluslararası hukukun uygulanmasıdır.'' Uygurların taleplerini biz de şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. İnsanların yaşam hakkına saygı duyulması.
  2. Eğitim haklarının verilmesi.
  3. Yargı bağımsızlığının sağlanması.
  4. Müslüman Uygurların din ve vicdan hürriyetlerinin önündeki engellerin kaldırılması.
  5. Doğum kontrolü ve aile planlaması adı altında getirilen çocuk kotalarının kaldırılması.
  6. Bugün sayıları yüzbinleri aşmış olan 18-25 yaş arasındaki genç kızların iş vaadiyle 'zorla' Çin'e götürülmesinin durdurulması.
  7. Çift dilli eğitim bahanesiyle ailelerinden zorla koparılarak Çin'e götürülen 6-7 yaşlarındaki çocukların ailelerine teslim edilmesi ve Dünya tarihinde benzeri görülmemiş bu asimilasyon politikalarından vazgeçilmesi.
  8. Tarihe Urumçi olayları olarak geçen katliamda öldürülenlerin isimlerinin açıklanması, kayıpların ve cezaevlerindeki tutukluların tespit edilmesi. Bağımsız gözlemcilerle birlikte 5 Temmuz 2009 katliamının gerçek boyutlarının ortaya çıkarılması.
  9. Tayland’da bulunan ve Türkiye’ye sığınma talebinde bulunan 300 kişi için gerekli imkanların sağlanması.Bu noktada ülkemizin ve uluslararası kurumların gerekli girişimleri yaparak ölüm riski yüksek kişilerin siyasi sığınma hakkını tesis etmesi gerekmektedir.* 

Yaşam standartları ve özgürlükler açısından en ileri düzeyde yaşamamız gereken 21. yüzyılda, insanoğlu ortaçağ kölelik ve işkence yöntemleriyle ezilmekte, hatta yok edilmektedir. Medyamızın yaptığı iki satırlık haberlere karşı olan ilgisizliğimiz ve alışmış tavrımız tüm bu olayları görmezden gelmemize sebep olmaktadır.Yaşanan son olayda görülmektedir ki uluslararası camia konuya gereken önemi göstermemektedir.Bu manada Tayland’da bulunan 300 kişi başta olmak üzere tüm dünyada sığınmacılara hakları teslim edilmelidir. Uygurların, en temel insan hakları çerçevesinde değerlendirebileceğimiz talepleri ve karşılaştıkları katliamlar ile asimilasyon politikaları karşısında lütfen duyarsız kalmayalım. Onbinlerce kilometre ötede olsa bile yaşamak için hala 'insanlığa' muhtacız.  

*Herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı vardır. - İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

Ek okumalar için: